Bu kitabı okurken, din adına bildiğiniz her şeyi unutun. Kuran’da ki Gerçek İslam ışığında; dinin bütün gerçekleri, tüm çıplaklığı ile sunuldu. Bugüne kadar sizden gizlenen, anlatılmayan, saklanan gerçekleri bu kitapta okuyacaksınız. Ve büyük oyunun farkına bir kez daha varacaksınız…
Mücahitlikten Müteahitliğe transfer olan Şeytan Evliyalarına güçlü bir meydan okuma…
İşte Kitaptan Bazı Notlar;
• Adem ilk insan değildir!
• Kuran’a göre Şeytan/Halk Dьşmanı kimdir ?
• Dinsel Uydurmalar ve Hurafeler
• Hz.Yusuf Rüya görmemiş ve tabir etmemiştir.
• Halife Osman’ın Cenaze namazı kılınmamıştır ?
• Peygamber kimseyi cennetle müjdelememiştir.
• Peygamber’in Veda Haccı ‘’uydurmadır.’’
• Kuran’da ki Gerçek Namaz.
• Adem ilk insan değildir!
• Cennet bir yeryüzü idealidir.
• Bedir Savaşında ki ‘’müşrikler’’, savaş esnasında Allah’a şöyle dua etmiştir; Ya Rabbi bu mal mülk düşmanlarına karşı bize yardım et.
• Hz. İsa ölü birini diriltmemiştir.
•Hz.Musa denizi ikiye ayırmamıştır.
• Dinler Arası Dialog yalanı.
• Liberal-Molla İttifakı!
• Said Nursi ‘’Müslüman mıdır ?’’
• Devrim Ayetleri!
• Kuran’da ki Huruf’u Mukatta, yani Elif lam mim ile başlayan surelerin çözümü.
-----------------------------------------------------
ŞEYTAN EVLİYALARI
Hz.Yahya şöyle der;
“Hikmet, miskinleri kral tahtına oturtur.” (İbni Hanbel, Kitabuz’zühd)
Bu cümle, bütün bir kitabı özetliyor. Kur’an’ın şiarını, meselesini gözler önüne seriyor…
Hikmet, hukm kökünden gelir. Hükmetmek manasındadır. Yönetim biçimidir. İdaredir…
Gizli, sırlı, mistik bir olguya işaret etmez.
Hz.Yahya güzel söylemiş; “doğru yönetim, miskinleri kral tahtına oturtur.”
Kur’an’da bunu söylemiyor mu ?
Biz yeryüzünün ezilenlerini önderler yapmak istedik. (Kasas Suresi 5. Ayet)
Fıkıh koridorlarında, salavat meclislerinde gezinip, son model jipiyle Cuma namazına gidenler, hikmeti; yumurtada beliren Allah yazısı sanadursun; hikmet, adaletin ta kendisidir…
Evet, uzun bir süredir anlatıyoruz. İslam ve Sosyal Adalet, İslam ve Kapitalizm ilişkisinden dem vuruyoruz. Mahalle duvarları sarsılıyor, çürük ve kaçak yapılar yıkılıyor, mücahitlikten müteahhitliğe terfi edenler kaçışıyor…
Allah elçisi İsa ne güzel söylemiş;
Hazinelerinizi Allah katında biriktirin, çünkü kişinin kalbi hazinelerinin yanındadır…
Yeryüzünün servet ve iktidar sahipleri, ve bunların “uleması” fıkıh naraları atadursun, gerçekler bir bir ışıldıyor.
Ve yeni kitabımız ‘’Şeytan Evliyaları’’ okurlarla buluştu. Kitabımızda a’dan z’ye birçok meseleyi ele alarak; izah ve beyanda bulunduk.
Bu çalışmamız, 1350 senelik Kerametizm dininin çıkarlarına meydan okumaktadır.
Çünkü kerametizm, afyon dindir. Adaleti ‘’ilahi adalet’’ adı altında insanlıktan mahrum kılan, zorbanın, kenzcinin, emperyalistin yanında duran, yoksulu, yetimi karşısına alan bir dindir.
Allah ve Kuran ile hiçbir bağı yoktur…
Evet, ezberleri bozduk. Bozmaya devam edeceğiz…
Esenlikle
Eren Erdem
------------------------------------------------------------------
Şeytan Evliyası
Odatv / 9 Mayıs 2010
(ZÜMER suresi 3. ayet) Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını evliya edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz" diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.
Kuran’ın bu muhteşem uyarısında yatan gizli bir mesajı unutturma çalışmaları hızla yürütülüyor. Ayet metninin ilk bölümünde yer alan "O’nun berisinden veliler edinme" ifadesi, muazzam bir kelam mucizesidir.
Beride kalan, uzaklaşan gibi anlamlar, Kuran’da "şeytan karakterinin temel özelliklerini" yansıtır.
Kuran’da, doğa üstü, eli mızraklı ve boynuzlu bir şeytan tanımı olmadığı gibi, şeytandan bahsederken, onun bir karakter ölçüsü olduğu vurgulanır.
Şeytan, kelime manası itibari ile "ştn" kökünden türemiş, "uzaklaştı" manasına gelen bir kişilik ölçüsüdür. Ahaddiyetten kopuş neticesinde oluşan durum tanımlanırken, "uzaklaşma fiili" ortaya çıkar ve şeytani tavır kendisini gösterir.
Uzaklaşılan şey nedir?
(BAKARA suresi 208. ayet) Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
(BAKARA suresi 268. ayet) Şeytan sizi fakirlikle korkutur, sizi görünür görünmez çirkinliklere sürükler. Allah ise size kendisinden bir bağışlanma ve lütuf vaat eder. Allah, Vâsi'dir, Alîm'dir.
(BAKARA suresi 275. ayet) O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, "Alış-veriş de riba gibidir." demişlerdir. Oysa ki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabb'inden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah'a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.
Kuran’da şeytan kavramının geçtiği yaklaşık 85 ayetin yüzde 90’ı; iktisadi düzlemde veriler sunmaktadır. Şeytani tavrın "mal ve mülk arttırma adına entrika üretme" karakteri olduğu vurgulanmaktadır.
Yani şeytan "spekülatördür". Sermayenin güçlenmesi adına "küçük birikimleri yok eden" spekülasyon odağıdır.
Bu bahsettiğim, şeytan kelimesine atfedilen bir manadır.
Diğer yönleri ile ele aldığımızda; Allah’ın vahiy yolu ile beyan ettiği ilkeleri yozlaştırarak "kişisel heves ve arzularına entegre edenler", şeytan karakterini yansıtmaktadır.
Bu işin başında, Kuran dışı dincilik gelir.
Kuran’ın salt mesajını anlaşılmaz kılarak, kendi ilkelerini "din adı altında pazarlayan odakların", Kuran bünyesindeki ismi "şeytan"dır.
(NİSA suresi 38. ayet) Bunlar, Allah'a ve âhiret gününe inanmazlar da halka gösteriş olsun diye mallarını dağıtırlar. Evliyası şeytan olan için ne kötü arkadaştır o.
(NİSA suresi 76. ayet) İman edenler Allah yolunda savaşırlar; küfre sapanlarsa tağut yolunda savaşırlar. O halde, şeytanın evliyası ile savaşın. Hiç kuşkusuz, şeytanın tuzağı çok zayıftır.
Abd-ı ABD
Emperyalizm, dinin ana hedefidir. Bu, Kuran’ın mesajının "emek ve halk yanlısı olduğunun" alametidir.
Kuran’a göre en büyük zulüm "şirk"tir.
(YÛSUF suresi 106. ayet) Onların çoğu şirke bulaşmış olmadan Allah'a iman etmez.
(ZÜMER suresi 65. ayet) Andolsun, sana da senden öncekilere de şu vahyedilmiştir: Eğer şirke saparsan amelin kesinlikle boşa çıkar ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.
(RÛM suresi 42. ayet) De ki: "Yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakın! Onların çoğu şirke sapan insanlardı."
(LOKMAN suresi 13. ayet) Hani, Lukman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: "Oğulcuğum, Allah'a ortak koşma! Çünkü Allah'a ortak koşmak, gerçekten büyük bir zulümdür."
Şirk, kelime manası itibari ile "şirket kelimesi ile aynı kökten ve mana birliğinden" gelmektedir.
Şirk, Allah’ın “yönetim kurulu başkanı” ilan edildiği çoklu anlayışın genel adıdır. Yani, Allah’a yaklaştırıcıların, Allah’a ait olan olgulara sahip çıkanların içinde olduğu dinin ismidir.
Bu dinde söz sahipleri, hocaefendiler, müctehidler, mehdiler, Mesihler, üstadlar vs. biçimindedir. Bir bütün olarak, Allah’a inanan bireylerin, Allah’a yaklaşma adına bağlandığı bu odaklar, Kuran dilinde "endad ve şüraka", yani yaklaştırıcı–put olarak nitelenmektedir.
Kendisini yaklaştırıcı olarak ilan eden bu odakların evrensel polaritedeki konumu "uzaklaştırıcı" olmalarıdır. Yani, esas tevhidi tutumdan kopartarak uzaklaştıran, ancak bu işi yaklaştırma iddiası ile yapan bu unsurlar, Kuran’da izah ettiğimiz "ştn", yani şeytan köküne muhatap olmakta, daha doğrusu Kuran verilerine göre şeytan" karakterini yansıtmaktadırlar…
Bu odaklar hiçbir zaman "dinin gerçeklerinin açığa çıkmasını istemez", çünkü ABD/kul oldukları sermayenin talimatnamesindeki maddelerin ihlali, ekmek teknelerinin sonunu getirecektir.
(TEVBE suresi 31. ayet) Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler/efendiler edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.
Dikkatli incelediğimizde, şirkin içinde olmanın önkoşulunun "Allah’a inanmak ve Allah ile birlikte farklı unsurların otoritesini kabul etmek" olduğu görülecektir. Kuran mesajında, sahte dinin etkisi ile "ateist" olmuşlara tepki verilmediği gibi, temel hedef yukarıda izah ettiğimiz "şirk toplulukları"dır.
Şirk, en büyük zulümdür. (Lokman 13) Zulüm, mazlumiyet gibi bir netice üreten kolektif bir eylemdir. Bu eylem neticesinde mazlum olan kimdir dersiniz?
(TEVBE suresi 34. ayet) Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula.
Şirk dininin ilahları (hocaefendiler, şeyhler, üstadlar vs.) dinin gerçeklerini halka anlatmaz. Dolayısı ile, üretim araçlarına egemen olması gereken halk kitleleri, infak gibi, salat gibi kavramlardan kopartılarak afyonlanır ve "kenz yolu" ile sermaye sürekli birilerine doğru akmaya başlar.
Bunun neticesinde toplumda derin uçurumlar ve sınıflar üremeye, halk ise mazlum konumuna düşmeye başlar. Şirkin zulüm boyutu bu noktada incelenmelidir. Çünkü şirk dininin ilahı olan "şeytan", insanlığı zelil ve perişan etme adına mücadele etmektedir. Kendi evliyası ile kol kola insanlığı ciddi bir yalan ile aldatmaktadırlar...
(FATIR suresi 5. ayet) Ey insanlar, Allah'ın vaadi haktır! O halde iğreti dünya hayatı sizi sakın aldatmasın! O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın.
Şirk dininin ilahları, günümüzde Abd-ı ABD konumundadır. Abd, kelime manası itibari ile "kul" demektir. ABD emperyalizminin kulu konumundaki bu ilahlar (hubeller, mammonlar); halkı Kurandışı dinciliğin gölgesinde hiçleştirme ve yok etme projesi yürütmektedirler...
Ancak, tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi, "gerçek hak erleri" bu zulme karşı dirayet ve azim ile mücadele yürütmektedir!
Eren Erdem