Eski Mısır’da ölüm, ruhun bedenden ayrılması olarak görülse de, ruhun varlığını sürdürebilmesi için bedene ve düzenli ibadetlere ihtiyacı olduğuna inanılırdı. Bu nedenle, ölü kültü, ölen kişinin ruhunun ahirette varlığını devam ettirmesini sağlamak için yapılan ritüeller ve ibadetler bütünüydü. Mısırlılar ölümden sonra bir hayatın varlığına inanıyordu ve ölen kişinin ruhunun tanrılar tarafından yargılanacağı düşünülüyordu. Eğer kişi doğru bir yaşam sürdürdüyse, Osiris’in krallığında ebedi bir yaşama kavuşacağına inanılırdı. Bu yüzden bedenin korunması büyük önem taşıyordu ve bu amaçla mumyalama işlemi uygulanıyordu. Ruh, bedenini tanıyamazsa ahirette varlığını sürdüremezdi.
Ölülerin mezarları, onların hayattaki statülerine uygun olarak inşa edilir ve günlük yaşamdan kesitler sunacak şekilde hazırlanırdı. Mezar tapınaklarında rahipler, ölüler için düzenli olarak yiyecek, içecek ve dualar sunardı. Aynı zamanda halk da atalarına adaklar sunarak onlardan yardım dileyebilirdi. Ölen kişinin ruhunun güvenli bir şekilde ahirete ulaşmasını sağlamak için mezarına "Ölüler Kitabı" adı verilen metinler konurdu. Bu kitapta, ruhun öteki dünyada geçmesi gereken sınavlar ve Tanrı Osiris’in huzurunda yapılacak yargılama süreci anlatılırdı.
Firavunlar, ölümden sonra tanrılaşarak halkın ibadet ettiği varlıklara dönüşürdü. Onların anısına büyük piramitler ve anıt mezarlar inşa edilerek ölü kültü yaşatılmaya devam edilirdi. Ayrıca ölülerle ilgili en önemli tanrılardan biri olan Anubis, mumyalama sürecini yönetirken, Osiris ölülerin hükümdarı olarak cennetvari bir alemde ruhları yargılardı. Binlerce yıl boyunca devam eden bu inanç, zamanla halk arasında da yaygınlaşmış ve daha sade mezar ritüelleri gelişmiştir. Sonuç olarak, ölü kültü, Mısır’da toplumsal hayatın ve dini inanışların merkezinde yer almış, ölüm sonrası yaşamın sürekliliği için büyük bir önem taşımıştır.
Ölülerin mezarları, onların hayattaki statülerine uygun olarak inşa edilir ve günlük yaşamdan kesitler sunacak şekilde hazırlanırdı. Mezar tapınaklarında rahipler, ölüler için düzenli olarak yiyecek, içecek ve dualar sunardı. Aynı zamanda halk da atalarına adaklar sunarak onlardan yardım dileyebilirdi. Ölen kişinin ruhunun güvenli bir şekilde ahirete ulaşmasını sağlamak için mezarına "Ölüler Kitabı" adı verilen metinler konurdu. Bu kitapta, ruhun öteki dünyada geçmesi gereken sınavlar ve Tanrı Osiris’in huzurunda yapılacak yargılama süreci anlatılırdı.
Firavunlar, ölümden sonra tanrılaşarak halkın ibadet ettiği varlıklara dönüşürdü. Onların anısına büyük piramitler ve anıt mezarlar inşa edilerek ölü kültü yaşatılmaya devam edilirdi. Ayrıca ölülerle ilgili en önemli tanrılardan biri olan Anubis, mumyalama sürecini yönetirken, Osiris ölülerin hükümdarı olarak cennetvari bir alemde ruhları yargılardı. Binlerce yıl boyunca devam eden bu inanç, zamanla halk arasında da yaygınlaşmış ve daha sade mezar ritüelleri gelişmiştir. Sonuç olarak, ölü kültü, Mısır’da toplumsal hayatın ve dini inanışların merkezinde yer almış, ölüm sonrası yaşamın sürekliliği için büyük bir önem taşımıştır.