"Gizlimabet Parapsikoloji Platformu"

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

ANLAYAMADIĞIM YETENEĞİM

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Rub0os2
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Rub0os2

Kayıtlı Üye
Öncelikle merhabalar, kendimde keşfedemediğim durumlar var.
Bir kaç sene önce, yatarken veya tek olduğum zamanlar yüzlerini net göremediğim varlıklar tarafından rahatsız ediliyordum. Dikkatimi dağıtmadığım sürece gözümün önünden gitmiyorlar. Bedenlerini değil, sadece yüzlerini görüyorum.
İçimde kötü bir his olduğu zamanlar, genelde mide kısmında oluyor, birşeyler kırılıyor veya kötü olaylar oluyor.
Çocukken bazı akrabalarımın ölmesi için dua ettiğimde ölmüşlerdi,(iyilikleri için istemiştim).
İçime birşey doğduğu zaman,(bu bilgi aniden aklıma geliyor) kısa bir süre sonra gerçekleşiyor. Yakın zamanlarda yaşadım, rastlantı olduğunu düşünemiyorum artık.
Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
 
Merhaba, ben olsam buna yetenek demezdim. Gördükleriniz anlık sanrı değilse, ve bunu kazanmak için bir "yola" girmediyseniz yani inancınız neyse onun yolunda çaba sarfetmediyseniz, çalışma yapmadıysanız bu ipler sizin elinizde değil demektir. İpler karşı tarafta. Yani bir nevi onların insafına kalmak gibi. Gelmeler, gitmeler, sesler, gözükmeler... Bunların hepsi sizin kapınızı çalmaktır. Kapı içeriden açılmadıkça yani sizin iradenizle, asla içeri giremezler. Yalnızca meraklı olanlar kapıyı tıklatıp tıklatıp giderler. Ellerinde kuklaya dönebileceğiniz bir oyuna asla girmeyin. Bazı insanların kapıları aralık olur. (Bu göz perdesi için yaptığım bir metafor bu arada) Ve o insanlar "yatkın" olurlar. Doğru kelime yatkınlık. Yetenek kazanılır, yatkınlık doğuştan olabilir. Aralıktan bakmak isteyenler olacaktır. Ve oradaki şeyin iradesini, niyetini, istek ve arzularını asla bilemezsiniz. O sizi görüyor, ama siz onu değil, o sizin her şeyinizi öğrenebilir ama siz onun hiçbir şeyini. Baştan insanın kaybedeceği bir oyun. Kaybetmeye mahkum olduğunuz bir oyuna girmeyin derim. Tabi, takdir sizindir. Ne ilginçtir! Şu öfkelendiğim zaman midemde alev topu varmış da içeriden biri harlarmış gibi hissederim sürekli. Sinirli ya da çabuk sinirlenen bir yapınız var galiba, öfke vücutta bir yere vuruyor mutlaka :)

Tabi bu satırlar benim yaşayarak deneyimlediğim düşüncelerdir, herhangi bir bağlayıcılığı yoktur. Kesin şöyle böyle diyemem. Ufacık bir uyarı olsun dedim :)
 
Merhaba, ben olsam buna yetenek demezdim. Gördükleriniz anlık sanrı değilse, ve bunu kazanmak için bir "yola" girmediyseniz yani inancınız neyse onun yolunda çaba sarfetmediyseniz, çalışma yapmadıysanız bu ipler sizin elinizde değil demektir. İpler karşı tarafta. Yani bir nevi onların insafına kalmak gibi. Gelmeler, gitmeler, sesler, gözükmeler... Bunların hepsi sizin kapınızı çalmaktır. Kapı içeriden açılmadıkça yani sizin iradenizle, asla içeri giremezler. Yalnızca meraklı olanlar kapıyı tıklatıp tıklatıp giderler. Ellerinde kuklaya dönebileceğiniz bir oyuna asla girmeyin. Bazı insanların kapıları aralık olur. (Bu göz perdesi için yaptığım bir metafor bu arada) Ve o insanlar "yatkın" olurlar. Doğru kelime yatkınlık. Yetenek kazanılır, yatkınlık doğuştan olabilir. Aralıktan bakmak isteyenler olacaktır. Ve oradaki şeyin iradesini, niyetini, istek ve arzularını asla bilemezsiniz. O sizi görüyor, ama siz onu değil, o sizin her şeyinizi öğrenebilir ama siz onun hiçbir şeyini. Baştan insanın kaybedeceği bir oyun. Kaybetmeye mahkum olduğunuz bir oyuna girmeyin derim. Tabi, takdir sizindir. Ne ilginçtir! Şu öfkelendiğim zaman midemde alev topu varmış da içeriden biri harlarmış gibi hissederim sürekli. Sinirli ya da çabuk sinirlenen bir yapınız var galiba, öfke vücutta bir yere vuruyor mutlaka :)

Tabi bu satırlar benim yaşayarak deneyimlediğim düşüncelerdir, herhangi bir bağlayıcılığı yoktur. Kesin şöyle böyle diyemem. Ufacık bir uyarı olsun dedim :)
Çocukluktan beri bu tür bilgilere merakım vardır ve çokça araştırmışımdır. Ancak deneyimlemeye cesaret etmedim ve düşünmüyorum. Teşekkürler tecrübelerinizi aktardığınız için. Eğer bu yaşadığım durum bir yetenekle alakalı olsa idi bunu geliştirmek isterdim, ama bilmiyoruz daha :D
 
açıkçası yetenek diyebileceğim bende birkaç şey var. Kötü gözle baktığım herkesin başına çok geçmeden bir şeyler gelir ya da beni sinirlendiren biriye bir şey olur nedenini bilmiyorum açıkçası. Gözlerim de mavi belki bir alakası vardır bilmiyorum.
 
Merhaba, ben olsam buna yetenek demezdim. Gördükleriniz anlık sanrı değilse, ve bunu kazanmak için bir "yola" girmediyseniz yani inancınız neyse onun yolunda çaba sarfetmediyseniz, çalışma yapmadıysanız bu ipler sizin elinizde değil demektir. İpler karşı tarafta. Yani bir nevi onların insafına kalmak gibi. Gelmeler, gitmeler, sesler, gözükmeler... Bunların hepsi sizin kapınızı çalmaktır. Kapı içeriden açılmadıkça yani sizin iradenizle, asla içeri giremezler. Yalnızca meraklı olanlar kapıyı tıklatıp tıklatıp giderler. Ellerinde kuklaya dönebileceğiniz bir oyuna asla girmeyin. Bazı insanların kapıları aralık olur. (Bu göz perdesi için yaptığım bir metafor bu arada) Ve o insanlar "yatkın" olurlar. Doğru kelime yatkınlık. Yetenek kazanılır, yatkınlık doğuştan olabilir. Aralıktan bakmak isteyenler olacaktır. Ve oradaki şeyin iradesini, niyetini, istek ve arzularını asla bilemezsiniz. O sizi görüyor, ama siz onu değil, o sizin her şeyinizi öğrenebilir ama siz onun hiçbir şeyini. Baştan insanın kaybedeceği bir oyun. Kaybetmeye mahkum olduğunuz bir oyuna girmeyin derim. Tabi, takdir sizindir. Ne ilginçtir! Şu öfkelendiğim zaman midemde alev topu varmış da içeriden biri harlarmış gibi hissederim sürekli. Sinirli ya da çabuk sinirlenen bir yapınız var galiba, öfke vücutta bir yere vuruyor mutlaka :)

Tabi bu satırlar benim yaşayarak deneyimlediğim düşüncelerdir, herhangi bir bağlayıcılığı yoktur. Kesin şöyle böyle diyemem. Ufacık bir uyarı olsun dedim :)
Böyle bir şey bende de var. Akrabamı gördügümde şuna bak ölse ne güzel olur demiştim ertesi gün trafik kazasında ölmüştü :)) banada oluyor yani
 
Geri
Üst