Türk mitolojisinde Alaz Han, ateşin ve alevlerin tanrısı olarak kabul edilir. O, hem yıkıcı hem de koruyucu bir güçtür; ateşin sıcaklığı ve ışığıyla hayat verirken, yıkıcı gücüyle düşmanları yakıp kül edebilir. Alaz Han, özellikle demirciler, savaşçılar ve şamanlar için önemli bir figürdür. Ateşin efendisi olarak, savaşçıların zafer kazanmasına yardımcı olur ve demircilerin silahlarını şekillendirmesine izin verir. Şaman ritüellerinde ise onun adı anılarak ateşin ruhuyla iletişime geçilmeye çalışılır.
Bazı efsanelere göre Alaz Han, parlak kırmızı veya turuncu alevlerden oluşan görkemli bir varlık olarak betimlenir. Bazen alevlerin içinde bir insan formunda ortaya çıktığı söylenir. Onun bulunduğu yerlerde ateşin kutsal olduğu ve asla kirletilmemesi gerektiği inancı yaygındır. Türk inancında ateşe su dökmek, onu kirletmek veya kötü sözler söylemek Alaz Han’ı kızdırır ve felaketlere yol açabilir. Bu yüzden ocaklar, sadece yemek pişirmek için değil, aynı zamanda Alaz Han’ın varlığını temsil eden kutsal alanlar olarak görülmüştür.
Alaz Han’ın en önemli rollerinden biri, Ergenekon Destanı ile ilişkilendirilmesidir. Türkler, Ergenekon Vadisi’nden çıkmak için büyük bir ateş yakarak demir dağları eritmiş ve bu süreçte Alaz Han’ın yardımını almışlardır. Aynı zamanda, eski Türklerde ateşle yapılan sınavlar ve arınma ritüelleri de onun etkisini gösterir. Evlenmek isteyen çiftlerin ateşin üzerinden atlaması veya savaşçıların cesaretini kanıtlamak için ateşe yaklaşması, Alaz Han’a duyulan saygının bir göstergesidir.
Alaz Han Türk mitolojisinde ateşin ilahi bir temsilcisi olup, hem yaratıcı hem de yok edici yönleriyle doğanın güçlü bir unsurunu simgeler. Onun varlığı, insanların ateşi dikkatli ve saygılı bir şekilde kullanmasını sağlamış, şaman ritüellerinden günlük yaşama kadar birçok alanda etkisini göstermiştir.
Bazı efsanelere göre Alaz Han, parlak kırmızı veya turuncu alevlerden oluşan görkemli bir varlık olarak betimlenir. Bazen alevlerin içinde bir insan formunda ortaya çıktığı söylenir. Onun bulunduğu yerlerde ateşin kutsal olduğu ve asla kirletilmemesi gerektiği inancı yaygındır. Türk inancında ateşe su dökmek, onu kirletmek veya kötü sözler söylemek Alaz Han’ı kızdırır ve felaketlere yol açabilir. Bu yüzden ocaklar, sadece yemek pişirmek için değil, aynı zamanda Alaz Han’ın varlığını temsil eden kutsal alanlar olarak görülmüştür.
Alaz Han’ın en önemli rollerinden biri, Ergenekon Destanı ile ilişkilendirilmesidir. Türkler, Ergenekon Vadisi’nden çıkmak için büyük bir ateş yakarak demir dağları eritmiş ve bu süreçte Alaz Han’ın yardımını almışlardır. Aynı zamanda, eski Türklerde ateşle yapılan sınavlar ve arınma ritüelleri de onun etkisini gösterir. Evlenmek isteyen çiftlerin ateşin üzerinden atlaması veya savaşçıların cesaretini kanıtlamak için ateşe yaklaşması, Alaz Han’a duyulan saygının bir göstergesidir.
Alaz Han Türk mitolojisinde ateşin ilahi bir temsilcisi olup, hem yaratıcı hem de yok edici yönleriyle doğanın güçlü bir unsurunu simgeler. Onun varlığı, insanların ateşi dikkatli ve saygılı bir şekilde kullanmasını sağlamış, şaman ritüellerinden günlük yaşama kadar birçok alanda etkisini göstermiştir.